PAKİSTAN

Şu anda buradasınız: ANA SAYFA / PAKİSTAN / PAKİSTAN HAKKINDA GENEL BİLGİLER

PAKİSTAN HAKKINDA GENEL BİLGİLER:

Konular:
GENEL BİLGİLER
PAKİSTAN'IN SİYASI YAPISI
PAKİSTAN EKONIOMİSİ
SEKTÖREL BAKIŞ
ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER
TÜRKİYE - PAKİSTAN TİCARİ ve EKONOMİK İLİŞKİLER
 
 
haritayı büyütmek için üzerine tıklayın
GENEL BİLGİLER:
Resmi Adı : Pakistan İslam Cumhuriyeti
Yönetim Şekli : Federal Cumhuriyet
Başkenti : İslamabad
Bağımsızlık : 1947
Yüzölçümü : 796,095 km²
Nüfusu : 144.96 milyon (Haziran 2002)
Kentsel Nüfus : %33
Komşuları : İran, Afganistan, Çin, Hindistan
Resmi Dil : Urduca, İngilizce
Para Birimi : Pakistan Rupisi (PR)
Mali Yıl : 1 Temmuz - 30 Haziran
Zaman Dilimi : GMT+5, TSİ+3

 
PAKİSTAN’IN SİYASİ YAPISI
Pakistan, İngiliz sömürgesindeki Hindistan’da yaşanan kanlı bir mücadele sonrası gerçekleşen bölünme ile 14 Ağustos 1947’de kurulmuştur. Bu bölünme sonrası Hindistan’dan ayrılan Batı Pakistan bugünkü Pakistan, Doğu Pakistan ise bugünkü Bangladeş’tir. Pakistan bugün farklı etnik grupların yoğun olduğu 4 eyaletten oluşmaktadır: Pencap, Sind, Kuzeybatı Cephesi ve Beluçistan. Eyaletlerin dışında federal başkent İslamabad bölgesi ve merkezi hükümetin tam kontrol sağlayamadığı federal kabile bölgeleri vardır. Eyaletler teoride büyük oranda otonomiye sahip görünmelerine rağmen Merkezi hükümetin kararları her zaman öncelik taşımaktadır.
Pakistan’ın bağımsızlığında önemli rol oynayan ilk devlet başkanı Muhammed Ali Cinnah’ın 1948’de ölmesi ve 1951’de başbakan Liyakat Ali Han’ın bir suikaste kurban gitmesinin ardından politik istikrarsızlık ve ekonomik zorluklar Pakistan’ın başlıca özellikleri olmuştur.
Birbiri ardına gelen sivil ve askeri hükümetlerden sonra, ilk seçimler Aralık 1970’te gerçekleşmiştir. Çoğunluğu Doğu’da Mujibur Rahman’ın Avam Birliği; Batı’da ise Zülfikar Ali Butto’nun Pakistan Halk Partisi almıştır. Butto ve ordunun Bengalli ağırlığı nedeniyle hükümeti onaylamaması üzerine çıkan iç karışıklıklar, Aralık 1971’de Hindistan ordusunun müdahalesi ve Bangladeş’in bağımsız bir devlet ilan edilmesiyle sonuçlanmıştır.
Butto önce devlet başkanı, Nisan 1973’te yeni anayasanın çıkarılmasından sonra da başbakan olmuştur. Mart 1977 seçimlerini de rahatlıkla kazanmış ancak yerel muhalefet karşısındaki katı tutumu protestolara neden olmuştur. Temmuz 1977’de General Ziya ül
Hak, Butto’yu devirmiş ve askeri yönetim ilan etmiştir. Butto muhaliflerini öldürmek suçundan yargılanmış ve Nisan 1979’da idam edilmiştir. General Ziya ül Hak popülist bir yaklaşımla Muhammed Ali Cinnah’ın İslam Birliği fikrini canlandırmış ve İslamlaşma odaklı bir program izlemiştir.
General Ziya’nın Ağustos 1988’de bir uçak kazasında ölmesinin ardından Kasım 1988’de yapılan genel seçimlerde Zülfikar Ali Butto’nun kızı Benazir Butto başbakan seçilmiştir. Butto 1990’da devlet başkanı Gulam İshak Han tarafından görevden alınmış ve 1990 seçimlerini Navaz Şerif kazanmıştır. Temmuz 1993’de, İshak Han ve Navaz Şerif arasındaki bir anlaşmazlık General Abdul Vahid’in ikisini de görevden alması ve yeniden seçim yapılması direktifi vermesi ile sonuçlanmıştır. Bu seçimlerde Benazir Butto yeniden başbakan seçilmiş ve Kasım 1996’da seçilmesinde önemli rol oynadığı devlet başkanı Faruk Legari’nin kendisini yolsuzlukla suçlayarak görevden almasına kadar yönetimde kalmıştır.
Şubat 1997 seçimlerini Navaz Şerif’in liderliğini yaptığı Pakistan Müslüman Birliği mecliste 2/3 çoğunluğu sağlayacak bir destekle kazanmıştır. Nisan 1997’de anayasada yapılan değişikliklerle devlet başkanının, üst düzey ordu görevlileri ve hakim atama ve hükümeti görevden alma hakkını da içeren, bazı yetkileri elinden alınmıştır.
Aralık 1997’de, Navaz Şerif ile yaşadığı bir güç çatışması sonucu, Faruk Legari devlet başkanlığından istifa etmiş ve yerine Refik Tarar seçilmiştir.
Ekim 1998’de General Cihangir Karamat, ordunun da temsil edildiği bir Ulusal Güvenlik Konseyi kurarak yürütmenin gücünün dengelenmesi ve hükümetin etkinliğinin artırılması gerektiğine dair açıklamaları sonucu Navaz Şerif tarafından görevden alınmış ve yerine Pervez Müşerref getirilmiştir.
12 Ekim 1999’da General Pervez Müşerref’in Navaz Şerif başkanlığındaki sivil hükümeti düşürmesiyle ordu yönetime el koymuştur. Müşerref, meclisi ve anayasayı askıya almış,kendisini devlet başkanı (chief executive) olarak atamış, ülkenin ana karar organı olarak asker ağırlıklı bir Ulusal Güvenlik Konseyi kurmuş ve ağırlıklı olarak sivil olan bir teknokratlar kabinesi tayin etmiştir. Yolsuzluk yapan politikacıların tasfiyesi, hukuki düzenin yeniden sağlanması, ekonominin canlandırılması gibi noktaları kapsayan yedi unsurdan oluşan bir politika gündemi olduğunu söyleyen Müşerref, bunlar gerçekleşmedikçe demokrasinin yeniden kurulmayacağını da belirtmiştir. Yüksek hakimlere askeri rejimin yasal bir tabana oturtulması için geçici bir anayasal düzenleme yapmaları talimatı verilmiş ve 20 Haziran 2001’de Pervez Müşerref Yüksek Mahkeme tarafından 5 yıl için devlet başkanı ilan edilmiş ve mümkün olan en kısa sürede seçimlerin gerçekleşeceğini açıklamıştır.
2002 Kasım ayında gerçekleştirilen yerel ve merkezi seçimler sonucu hiçbir parti hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu sağlayamamış, iki ay süren uzun müzakere ve pazarlıkların ardından Pakistan İslam Birliği’nden (Quaid-i Azam) Zafarullah Jamali başbakanlık koltuğuna oturmuş, Pakistan Halk Partisi ve Pakistan İslam Birliği ve bağımsızlardan oluşan bir hükümet kurulmuştur. Ancak yönetim hala büyük oranda Pervez Müşerref’in elindedir.
Önümüzdeki dönemde Pakistan’daki siyasi istikrar, Devlet Başkanı Pervez Müşerref’in Parlemento’ya sunduğu 29 anayasal değişikliğin kabul edilip edilmeyeceği ile doğru orantılıdır. Zira muhalefeti oluşturan dinsel eğilime sahip altı partiden oluşan Muttahida Majlis-i Amal (MMA) Pervez Müşerref’in hem başkumandan hem de devlet başkanı olmasına şiddetle karşı çıkmakta ve bu durumda parlementonun fesh edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Amerika’nın Irak’a müdahalesi sırasında binlerce kişinin katılımı ile gösteriler düzenleyen MMA ile daha fazla zıtlaşmak istemeyen Pervez Müşerref bu konunun müzakere yolu ile çözülmesi için Hükümet ve muhalefetin katılımı ile bir komisyon kurulmasını istemiştir. Ancak 2003-2004 Bütçesininin görüşülmesinden önce Müşerref’in Parlemento’ya hitab edecek olması nedeni ile ve bu sorunun o zamana kadar çözülmesi beklenmektedir.
 
Siyasi Partiler
Pakistan’da ulusal özellikte iki partiden söz etmek mümkündür.
􀂃 Pakistan Müslüman Birliği : General ve üst düzey bürokratlara en yakın partidir. İlk hükümetini kurmasında Pakistan Halk Partisi’ne karşı olan askerden destek almıştır. Bugün yetersiz ve yolsuzlukla özdeşleştirilen bir parti görünümündedir. Lideri Navaz Şerif sürgündedir. Parti askerle daha içiçe olmak isteyen bir kanadın varlığı ile ikiye bölünmüş durumdadır.
􀂃 Pakistan Halk Partisi : Son seçimlerde 217 koltuktan yalnızca 17’sini alabilmiştir. Benazir Butto’nun hakkındaki suçlamalar nedeniyle ülkeye dönmeyi reddetmesi ile lidersiz kalmıştır.
Bunlar dışında Sind eyaletinin Karaçi ve Haydarabad şehirlerinde Kasım 2002 seçimlerini alan dinsel eğilimli Muttahida Kaumi Hareketi (MMA), Avam Partisi ve Pakistan İslam Cemaati etkin siyasi oluşumlardır.
 
Keşmir Sorunu
Keşmir 1947’den bugüne kadar çözülememiş bir sorundur ve Pakistan-Hindistan ilişkilerindeki gerginliğin başlıca sebebidir. İngiliz idaresi sırasında bir prenslik olan Keşmir, bölünme sırasında Hindistan’a ya da Pakistan’a katılmak konusunda önce çekimser kalmış, sonra çoğunluğu Müslüman olan halkın bir bölümünün Pakistan’a katılmak için ayaklanması üzerine, Hindistan’ın karışıklığı bastırması için katılım belgelerini imzalayarak Hindistan birliklerinin topraklarına girmesine izin vermiştir.
Pakistan Keşmir’in Hindistan’a katılmasını tanımamış ve Keşmir’in batı bölümünü kontrolü altına almıştır. Başkent Srinagar’ı da içeren doğu bölümü ise Hindistan’ın kontrolü altında kalmıştır.
1948’de Hindistan sorunu Birleşmiş Milletler’e götürmüş ve bir yıl sonra Keşmir’i bölen hat üzerinde ateşkes ilan edilmiştir. 1965 ve 1971’de baş gösteren gerginlikler barış yönünde çabalar ve kısa süreli ateşkeslerle son bulmuş ancak Hindistan’ın 1974’te nükleer denemeler yapması sorunu farklı bir boyuta taşımıştır. 1985’te Hindistan ve Pakistan nükleer tesislere saldırmazlık anlaşması imzalamışlardır. 1990’larda tekrar tırmanan gerginliklerden sonra, Navaz Şerif’in göreve gelmesinin ardından resmi diyalog için gösterdiği çabalar sonucu yapılan ve umut vadeden 1999 Lahor zirvesinde de sorunun çözümü konusunda kalıcı bir anlaşmaya varılamamıştır. Önümüzdeki dönemde iki ülke liderlerinin tekrar biraraya gelmesi beklenmektedir.
 
Pakistan-Afganistan İlişkileri
1979 Sovyet İşgali’nin ardından, Pakistan hükümeti Afgan direnişini destekleyerek ve mültecilere yardım ederek önemli bir rol oynamıştır. 1989’da Sovyetler çekildiğinde de Pakistan uluslararası toplumla işbirliği içinde desteğini sürdürmeye devam etmiştir.
Pakistan daha sonraki yıllarda Pakistan’ın gerici unsurlarının desteği ile kurulan Taliban yönetimini tanımış, siyasi ve ekonomik ilişkilerini kesintisiz sürdürmüştür.
11 Eylül ve ABD operasyonları sonrası kurulan Tacik kökenli yöneticilerin ağırlıkta olduğu Afgan hükümeti, biraz da Pakistan-Taliban ilişkisi nedeniyle, Pakistan’la işbirliğine sıcak bakmayıp Pakistan’ı etkisizleştirmek için Hindistan yönetimi ile daha yakın bir ilişki sürdürmeye gayret sarfetmektedir.
 
PAKİSTAN EKONOMİSİ
Pakistan 1980’lerin sonundan başlayarak pazar ekonomisine geçiş konusunda önemli adımlar atmaya başlamıştır. Bu dönem içinde uygulanan politikalar ile devletin ekonomideki rolünün azaltılması, yapısal ekonomik reformların gerçekleştirilmesi, ekonominin uluslararası rekabete açılması ve yabancı sermaye girişinin özendirilmesi amaçlanmıştır.

1998 Mayıs ayında Pakistan tarafından gerçekleştirilen nükleer denemeler sonrası G7 ülkeleri tarafından başlatılan ekonomik yaptırımlar nedeni ile ekonomi çok ciddi yara almış; hükümet, döviz mevduatlarının dondurulması, ikili bir döviz rejimi uygulanması ve dış borçların bir süre için ödenmemesi gibi kısa dönemli acil durum önlemleri uygulamak zorunda kalmıştır. Bu gelişmeler yerli ve yabancı yatırımcıların güvenini tamamen sarsmıştır.
1999 Ocak ayında, uygulanan uluslararası yaptırımların bir bölümü kaldırılmış ve uluslararası kuruluşlar desteklerini sürdürmeye başlamışlardır.
Ekim 1999’da yönetime el koyan askeri hükümet, yerli ve yabancı yatırımcıların güvenlerini tekrar kazanabilmek amacı ile kapsamlı bir ekonomik reform paketi uygulamaya çalışmaktadır. Program istikrarın sağlanması, ödemeler dengesinin düzenlenmesi, ihracata dayalı büyüme stratejisi, vergi tabanının genişletilmesi ve daha iyi bir yönetim anlayışının yerleştirilmesi gibi boyutları kapsamaktadır.
IMF’in tavsiyeleri doğrultusunda Eylül 2000’de dalgalı kur rejimine geçilmiş, Rupi %12 oranında devalue edildikten sonra istikrara kavuşmuştur.
Kasım 2002’deki seçimin ardından Ocak 2003’te oluşturulan yeni Hükümet askeri yönetimin politikalarını devam ettirmektedir. Önceki hükümetin Ekonomi Bakanı Shaukat Aziz, önce planlama, ekonomi ve finanstan sorumlu Başbakan Danışmanı olarak yeni dönemde de ekonominin başına getirilmiş, daha sonra Senato’ya seçilmesi nedeni ile tekrar Finans Bakanı olarak Hükümet’teki yerini almıştır. Ancak Hükümet’in meclisteki zayıf pozisyonu nedeni ile ekonomide sivilleşme ve normale dönüş yönündeki reformlar yavaş işlemektedir. Karaçi Elektrik Kurumu (KESC) ve Su ve Enerji Geliştirme İdaresi (WAPDA) ve diğer bazı KİT’lerde yapılması düşünülen reformlar henüz gerçekleştirilememiştir.
Buna rağmen 2001-02 mali yılında cari açık hedeflenen seviyede tutulabilmiş, enflasyon rakamları tahmin edilenin altında kalmış, ödemeler dengesi, fazla vermiş, merkez bankası rezervleri çok ciddi oranlarda artış göstermiş ve iç piyasadan önemli ölçüde bir borçlanma gerçekleştirilmiştir. Ancak kamu maliyesindeki düzelmeye rağmen, özel sektör gelişiminde hedeflerin gerisinde kalınmıştır.
Dış borç ödemeleri hızlanmış, vergi tabanı tam olarak hedeflere ulaşılamasa da genişletilmiş, Abdul Hafeez Shaikh’in’in özelleştirme ve yatırımlardan sorumlu Başbakan Danışmanı olarak atanması ile özelleştirme konusunda olumlu adımlar atılacağına ilişkin beklenti oluşturulmuştur. Ancak 60 milyar dolar büyüklüğündeki ekonomi yapısal olarak henüz bariz değişim gösterememiştir. Doğa koşullarına bağlı olarak değişkenlik gösteren tarımsal üretim hala ekonomik büyümeyi ciddi olarak etkilemekte, politik dengesizlikler, Hindistan ve ülke içindeki etnik gruplar arasındaki sorunlar ve ülkede yaşayan 1.5 milyon Afgan mültecinin durumu istikrarın ve büyümenin sağlanmasını zorlaştırmaktadır. Ekonomik yapı hala belirsizliğini ve kırılganlığını korumaktadır ve güven tam olarak tesis edilememiştir.
Eylül 2001’de son kredi dilimi ile, Pakistan 1988’den beri ilk kez bir IMF programını tamamlayabilmiştir. Bundan önceki sekiz IMF programı hükümetlerin şartları yerine getirememesi nedeniyle tamamlanamamıştır. Başarılı olan bu programın ardından, 2001 Ekim ayında IMF Fakirliği Önleme ve Büyümeyi Sağlama programı çerçevesinde 3 yıllık ve 2004 yılında sona erecek, 1.3 milyar dolar tutarında yeni bir stand-by
anlaşması imzalanmıştır. Ekonomi halen bu anlaşma koşulları doğrultusunda yönetilmektedir. Mart ayında 5.Gözden Geçirme Toplantısı başarıyla gerçekleştirilmiştir,IMF özellikle döviz rezervindeki yükselmeden duyduğu memnuniyeti dile getirirken,Hükümet’in fakirlik ile mücadele, Merkezi Gelirler İdaresi’nin ve KİT’lerin reformu ve yatırımların arttırılması konusunda daha fazla çalışma yapmasını istemiştir.
Milli Gelirin Yapısı
Tarım
Tarım nüfusun %75’inin geçim kaynağı olması, işgücünün %45’ini, milli gelirin ise %25’ini oluşturması özellikleri ile ekonomideki ağırlığını korumaktadır. Başlıca tarım ürünleri pamuk, pirinç, şeker kamışı, buğday, meyve ve sebzedir. Büyük bir kısmı Pencap’ta yetişen pamuğun yıllık hasatı, Karaçi’deki iplik endüstrisini ve ihracatı doğrudan etkilediğinden ekonominin genel performansında belirleyici bir faktördür.
Sıcaklık farklarının çok yüksek olduğu, hem sellerin hem kuraklığın görüldüğü bölgede tarımsal üretim dalgalanmalara oldukça açıktır. Verimliliği artıracak tarımsal reformlar ise, ekilebilir alanların %40’ına sahip olan ve sulama sistemlerini kontrolleri altında bulunduran büyük toprak sahiplerinin direnişi ile karşılaşmaktadır. Dünya Bankası’nın da aralarında bulunduğu bağımsız kuruluşların yaptıkları değerlendirmeler büyük toprak
sahiplerin küçük toprak sahiplerinden daha verimsiz üretim yaptıklarını göstermektedir.Üç yıldır süren kuraklığın bitmesi nedeni ile Pakistan Merkez Bankası 2002–2003 döneminde tarımsal üretimin % 2.7 oranında artmasını beklemektedir. Ayrıca ekilen miktar da yükselmektedir. Şeker kamışı ekilen alan toplamı geçen yıla göre % 9.6, pirinç % 4.1 artmıştır. Ancak toplam pamuk üretimi 2002 – 2003 ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre % 4.3 düşmüştür. Buna kuraklık ve ekilen arazi miktarındaki düşüş neden olurken, Hükümet pamuk ekili alanların % 5, üretimin ise % 4.5 oranında arttırılmasını hedefleyen yeni bir pamuk politikası açıklayacağını bildirmiştir.
Doğal Kaynaklar
Doğalgaz rezervleri, petrol, kömür (düşük kalite), demir cevheri, bakır, tuz, kireçtaşı,kayatuzu, mermer, alçıtaşı, dolomit, silis, ateş kili, seramik kili, demir cevheri, boksit, barit, kromit, magnesit başlıca doğal kaynaklar arasındadır.
Pakistan’ın Beluçistan bölgesinin zengin doğal gaz rezervlerine sahip olduğuna inanılmaktadır. Ancak burası, hükümetin kontrolünün tam sağlanamamış olduğu sorunlu bir bölgedir.
Aralık 2002’de Hazar Denizi’nde üretilen doğalgazının Türkmenistan - Afganistan ve Pakistan üzerinden Hint Okyanusu’na ulaştıracak Trans – Afganistan Boru Hattı’nın kurulması konusunda üç ülke anlaşmaya varmıştır. 1460 km uzunluğundaki hattın 3.2 milyar Dolara mal olması beklenmektedir.
Ham petrol kaynakları giderek azalmaktadır. Günlük ortalama üretim 1990-91 mali yılındaki 61,390 varil seviyesinden, 2000-01 mali yılında 57,064 varile düşmüştür ve ülke ihtiyacının yaklaşık %18’ini karşılayabilmektedir.
Çin Beluçistan’ın Çagay bölgesinde blister bakır madenciliği yapmaktadır. Ayrıca, altın ve gümüş çıkarmak için de yatırımları gündemdedir.
Kromit, antimon, fosfat, porselen ve bazı değerli taş rezervleri henüz işlenmemiş doğal kaynaklar arasındadır.
İmalat Sanayi
Pakistan’da geleneksel olarak teşvik edilen endüstriler iplik örme ve şeker işlemedir.Üretim tabanında çeşitlilik sağlanamamış, ekonominin tekstil sektörüne bağımlı ve düşük katma değerli karakteri yıllardır değişmemiştir. İmalat sanayi 2000-01 mali yılında milli gelire %17 oranında katkıda bulunmuş, istihdamın %10’unu sağlamış, ihracatın %72’sini oluşturmuştur.
 
İşgücü
Pakistan işgücü 2002 yılı itibarıyle toplam 41.5 milyon kişiden oluşmaktadır. İşsizlik oranı %7.8’dır.
Büyüme
1980’lerde %6, 1990’ların ilk yarısında %5 olan ortalama yıllık büyüme daha sonra %2’lere kadar düşmüş, Askeri yönetimin ekonomik istikrarı  sağlamak amacı ile uyguladığı önlemler neticesinde 2002 yılında %4.5 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran 1996 yılından beri yakalanan en yüksek büyüme oranıdır. Büyümede hükümetin aldığı tedbirler kadar tarımsal sektörde yaşanan üretim artışının da rolü vardır.
Enflasyon
Enflasyon oranı son beş yılda %10 seviyesinden %4.5 seviyesine düşmüştür. Genel olarak enflasyonun düşük olduğu söylenebilirse de tarımsal ürünlerin enflasyonun hesaplandığı ürün sepetindeki ağırlığının yüksek olması yanıltıcı olabilmektedir. Dönem dönem, tarımsal ürünlerdeki fiyatların düşüşü çok düşük enflasyon oranları ortaya çıkarabilmektedir. 2001 / 2002 takvim yılında % 2.6 olarak gerçekleşen enflasyon oranının 2003 yılında elektrik, su ve benzeri hizmetlerin fiyatlarında özelleştirme,Rupideki değer kaybı ve endüstriyel üretimdeki artıştan kaynaklanan enflasyonist baskılar nedeni ile % 5 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.
Yatırımlar
Yatırımların milli gelirin oluşumundaki payı 1970’lerde %17’den 1990’larda %18’e yükselmekle birlikte, 2001-02 mali yılında %13.9’a kadar düşmüştür. Özel sektör yatırımları 1990’lardaki %8.8’lik düzeyinden, dikkat çekici bir düşüşle, 2000-01 mali yılında %7.6 olarak gerçekleşmiştir, 2002 / 03 ve 2003 – 04 döneminde de önemli bir artış gerçekleşmesi beklenmemektedir. Ucuz işgücü ve yerel ve bölgesel geniş pazarlara rağmen, yabancı yatırımcılar iç karışıklıklar, yetersiz hukuki düzenlemeler,bölgedeki diğer rakip ülkelerde yabancı sermaye ortamının çok daha olumlu olması ve altyapıdaki sorunlar nedeniyle ülkeye yeterince çekilememektedir.
Bütçe
IMF programının da etkisiyle Hükümetin başlıca hedeflerinden biri vergi tabanını genişletmektir. Yalnızca 1.2 milyonun vergi ödediği 140 milyon nüfuslu Pakistan’da,vergi gelirlerini artırmak için çaba harcanmış, tüm muhalefete rağmen işyerlerini ve vergi mükelleflerini tespit etmek için ciddi bir inceleme başlatılmıştır. Yine de yılın ilk çeyreğinde oldukça iyi düzeyde olan gelirler yıl sonuna doğru ortaya çıkan belirsizlik ortamında vergi ödemelerinin yapılmaması nedeniyle hedefe ulaşamamıştır.
Dış Borç
Haziran 2001 itibari ile Pakistan’ın orta ve uzun vadeli borçlarının 27 milyar dolar olduğu,bugün itibari ile ise toplam dış borcunun (kısa vadeli borçlar dahil) 38 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Borç/milli gelir oranı %60’ın üzerindedir.

Pakistan’ın en önemli dış finansman kaynağı başlıca çok taraflı kredi kuruluşları ve çok sayıda iki taraflı kreditörden oluşan Pakistan Kalkınma Forumu’dur. Pakistan’ın Forum’a olan borcu 2000 yılı itibari ile toplam borç stokunun %92’sini oluşturmaktadır. Dünya Bankası %30, Asya Kalkınma Bankası %21, Japonya %18 ve ABD %10.5 paya sahiptirler.
Pakistan’ın hükümetler arası borcu 13 milyar dolardır. Bunun, 5.2 milyar doları Japonya’ya, 2.9 milyar doları ise ABD’ye aittir.
Asya Kalkınma Bankası Pakistan’da faaliyet göstermeye başladığı 1968 yılından 2001 yılına kadar 11.5 milyar dolar tutarında kredi sağlamıştır. Hemen hemen her sektöre kredi sağlanmış olsa da, enerji ile tarım ve doğal kaynaklar sektörleri sırasıyla 3.3 milyar dolar ve 3.0 milyar dolar tutarında krediyle ilk sıralarda yer almaktadırlar. Onları 1.4 milyar dolar ile finans ve 1.1 milyar dolar ile sosyal altyapı sektörleri takip etmektedir.
Rupi’nin değer kaybetmesi borç stokunun ağırlığını gün geçtikçe arttırmaktadır. Yıllık borç geri ödemeleri 1997-98 mali yılında GSYİH’nın %3.8’ine kadar ulaşmış, 2000-01 mali yılında ise %9’una çıkmıştır.
Özelleştirme
Özelleştirme konusunda 1991 ortasındaki tartışmaların ardından iki yıl boyunca hızlı yol katedilmiş, 63 birimde özelleştirme gerçekleştirilmiştir. Geriye kalanlar daha çok zarar eden şirketler olduklarından süreç yavaşlamış, 1999 itibari ile toplam 103 şirket özelleştirilmiştir.
Son dönemde Pakistan hükümeti özelleştirme projelerini hızlandıracağını taahhüt etmiş ve Pakistan Telekom, United Bank (UBL), Habib Bank (HBL) ve 9 petrol ve gaz şirketi ilk etapta özelleştirilecek şirketler olarak açıklanmıştır. Ancak 11 Eylül sonrası oluşan şartlar nedeniyle hükümet, 2001 sonunda tamamlanması beklenen ve 1 milyar dolar gelir getirmesi beklenen özelleştirme programının askıya alındığını açıklamıştır.
Kasım 2002 itibarıyla Hafeez Shaikh’in Özelleştirme ve Yatırımdan sorumlu Başbakan danışmanlığına atanması özelleştirme ile ilgili olumlu beklentiler oluşmasına neden olmuş, ancak ABD’nin Irak’a müdahalesi Hükümet’in özellikle Ortadoğu kökenli sermayeye yönelik özelleştirme planlarını engellemiştir. İlk iptal Pakistan’ın gelirler açısından en büyük firması olan Pakistan Devlet Petrol Şirketi (PSO)’da yaşanmıştır. 26
Nisan 2003 tarihinde yapılması planlanan ihale ihaleye katılan Saudi Midroc ve Kuwait Petroleum’un talepleri üzerine ertelenmiştir. Ayrıca Karaçi Elektrik Dağıtım Şirketi (KESC) ve WAPDA’nın özelleştirme projeleri de askıdadır.
Ancak Özelleştirme Komisyonu sermaye piyasaları aracılığı ile bazı küçük işletmelerin satışını sürdürmektedir. Aralık 2002’den beri toplam 4 katrilyon Rupi değerindeki Pakistan Petrol yatağı, Attock Rafinerisi, Muslim Commercial Bank ve DG Khan Çimento Şirketi satılmıştır. National Bank, Pak Telecom, Sui Northern Doğalgaz Hattı,Petrol ve Doğalgaz Geliştirme Şirketi (OGDC) ve Pakistan Uluslararası Havayolları’ndaki hisselerin de sermaye piyasaları aracılığı ile satılması gündemdedir.
Mart ayında stratejik bir özelleştirme gerçekleştirilerek Pakistan Devlet Girişim Fonu’nun Yatırım Şirketi 786.8 milyon Rupi’ye Pakistan Endüstriyel Kredi ve Yatırım Şirketi’ne satılmıştır. Kalan son Pakistan devlet fonu olan Ulusal Yatırım Fonu Pakistan Petrolleri’nin (PSO) satışının ardından özelleştirmeye çıkarılacaktır.
Pakistan Telekomunikasyon Kurumu (PTCL)’nun da 2003 yılında satışı gündemdedir.Ancak dünyada telekomunikasyon ihalelerinin son dönemde başarılı olmaması nedeni ile Pakistan Enformasyon Teknolojisi veTelekomunikasyon Bakanı Awais Leghari,şirketin yıllık cirosu olan 32 katrilyon Rupi tutarında bir teklif gelmediği sürece PTCL’nin satılmayacağını açıklamıştır. Hükümet ayrıca KESC yönetiminin de finansal durumunda bir iyileşme olmaması halinde yenileneceğini açıklamış, daha önce kESC ile ilgilendiklerini açıklayan dünyaca ünlü enerji şirketleri ABB ve AES kendi iç sorunları
nedeni ile şimdilik proje ile ilgilenmediklerini belirtimişlerdir. Bu nedenle KESC’nin yakın gelecekte özelleştirilmesi mümkün görünmemektedir.
 
SEKTÖREL BAKIŞ
Tekstil
Tekstil Pakistan ekonomisinin en önemli sektörüdür. 1999-2000 mali yılında milli gelirin %8.5’i, toplam yatırımların %31’i, endüstriyel katma değerin %30’u, sanayideki istihdamın %40’ı ve ihracatın %60’ı tekstil sektöründe gerçekleşmiştir. Pakistan dünyanın en büyük ham pamuk üreticilerinden biridir. İplik ve kumaş üretiminde yoğunlaşma vardır, buna karşılık hazır giyim üretimi yok denecek kadar sınırlı ve üretim kalitesi düşüktür. İpliğin büyük bir kısmı ihraç edilir ve aslında kazanç potansiyeli daha yüksek yerli üreticiye çok az bir miktar kalır. Sektörün 2001-2002 mali yılında toplam ihracatı yaklaşık 7.5 milyar dolardır. 2003 yılında önce polyester elyaf fiyatlarında meydana gelen artış nedeni ile tekstil
sektörü zorlanmaya başlamış, ardından Uzakdoğu kökenli SARS hastalığı nedeni ile Çin ve bölge ülkelerinden kendisine kayan siparişler nedeni ile tekrar büyüme eğilimine girmiştir.
Tekstil sektöründe 2005 yılında miktar ve kısıtlamaların büyük ölçüde kalkacak olması nedeni ile önlarinin daha da açılacağını düşünen Pakistanlı tekstil firmaları büyük bir modernizasyon hamlesine girişmişlerdir.
İnşaat ve İnşaat Malzemeleri
Bugüne kadar büyük ilerleme kaydedilen inşaat-taahhüt sektöründe önümüzdeki dönemde olanaklar daha da artacaktır. Pakistan’ın çoğu baraj ve enerji tesisi niteliğinde olan oldukça kabarık bir altyapı proje listesi vardır. Bu projelere Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası kurumlardan kredi bulunması bugün daha kolay hale gelmiştir.
Afganistan’ın yeniden imarı ve sosyal projelere ağırlık verilecek olması da inşaat sektöründe önemli bir canlanma olacağının sinyallerini vermekte ise de henüz uluslararası büyük çaplı projeler gündeme gelmemiştir.
National Construction (NC) Ltd., Habib grubunun inşaat şirketi Haydari İnşaat, Descon Mühendislik, Sarwar and Company Limited Pakistan’ın önde gelen inşaat şirketleri arasındadır.
1973’te kurulmuş olan National Construction Limited Pakistan’ın belli başlı konut, cami,enerji tesisleri, yol, köprü, baraj gibi pek çok inşaat projesini gerçekleştirmiş en büyük inşaat şirketidir ve devlete aittir. 1990’ların ortasından itibaren zarar eden bir kamu şirketi olmaktan çıkmış ve karlı bir şirket olarak faaliyet göstermeye başlamıştır. Bugüne kadar 6.5 milyar Rupi değerinde 180 proje gerçekleştirmiştir.
Descon Mühendislik 1977’de kurulmuş anahtar teslim projelerle özellikle enerji, gübre, kimya sektörlerine hizmet veren 8000’i aşkın işgücü ile büyük bir mühendislik firmasıdır.
Çimento Sektörü:
Pakistan’da 19’u özel sektörde olmak üzere, 23 çimento tesisi bulunmaktadır. Yıllık 13 milyon ton üretim kapasitesi mevcuttur. Pakistan kireçtaşı ve alçıtaşı kaynakları zengin bir ülkedir. Çimento endüstrisi Pakistan 1947’de bağımsızlığını kazandığında 5 fabrika ile kurulu halde olan birkaç sanayi dalından biridir. Gri porland, cüruf porland, sülfat dirençli, süper sülfat dirençli ve beyaz olmak üzere 5 tür çimento üretilmektedir. 1972’de kamulaştırılan çimento sektörü daha sonra özelleştirme süreci ile ve gümrüksüz makine ithalatı gibi uygulamalarla teşvik edilmiştir.
Şubat 2003’de Pakistan’da DG Khan Çimento, Attock Çimento , Maple Leaf Çimento ve Dadabhouy ve pekçok irili ufaklı çimento fabrikasının uzun süredir yürüttüğü centilmenlik anlaşmasının bozulması nedeni ile fiyatlarda önemli oranda düşüşler yaşanmış, üreticilerin kar marjları tehlikeli oranlara inmiştir. Yeni bir anlaşma yapılması ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.
Yol İnşaası;
Yol inşası ve iyileştirilmesi öncelik verilen ve özel sektörün teşvik edildiği başlıca alanlar arasındadır. Geçtiğimiz Aralık ayında, Pakistan Karayolları Otoritesi Başkanı, Pakistan ve Türkiye arasında yol inşası projelerinde işbirliğini artırmak için büyük potansiyel olduğunu dile getirmiştir. Ayrıca geçtiğimiz Ağustos ayında Pakistan tarafından EKO ülkeleri Pakistan, İran ve Türkiye arasındaki mevcut demiryollarını birbirine bağlayacak bir demiryolu ağı projesi önerilmiştir.
Pakistan Ticaret ve Sanayi Odaları Konfederasyonu Başkanı 2002 Ocak ayında ulaşım ile ilgili önerilerini içeren bir paketi İletişim ve Demiryolları Bakanlığı’na sunmuştur. Paket limanlar, demiryolları ve karayollarının iyileştirilmesine yönelik 25 öneri içermektedir. Öneriler arasında liman ücretlerinin düşürülmesi, Karaçi limanından Avrupa’ya doğrudan seferler yapılması, demiryolları ve karayollarının özel sektörün de bulunduğu projelerle iyileştirilmesi, transit ticareti artıracak yol bağlantılarının yapılması gibi konular yer almıştır.
Enerji
Pakistan’ın uzun süredir özelleştirilmesi gündemde olan iki kamu enerji üreticisi Su ve Enerji Geliştirme İdaresi (WAPDA) ve Karaçi Elektrik Üretimi Kurumu (KESC) 1999-2000 mali yılında 11,701 MW üretim kapasitesine ulaşmıştır. Özel sektör üreticilerinin 4,674 MW’lık kapasitesi de eklendiğinde ülkenin toplam kurulu kapasitesi 16,375 MW olmaktadır.Termal enerji 1993’ten bu yana hidroelektrik gücün yerini alarak toplam enerjinin %66’sını sağlayan başlıca enerji kaynağı haline gelmiştir.
Pervez Müşerref’in 2001 Aralık ayında Çin’e yaptığı ziyaret sırasında, Pakistan ile Çin firmaları arasında 2 Hidroelektrik Santrali ve bir Boru Hattı projesi için MoU imzalanmıştır. Projelerin toplam değeri yaklaşık 350 Milyon dolardır. Enerji üretiminde maksimum özel sektör katılımını sağlamak amacıyla, Pakistan Su ve Enerji Üretimi Otoritesi (WAPDA), bu yılın Ocak ayı içerisinde, Çinli bir firma ile 4 bölgede model mikro hidroelektrik ve kömüre dayalı enerji üretim projeleri kurmak üzere MoU imzalamıştır. WAPDA’nın, 2025 Programı çerçevesinde ucuz elektrik üretimi için kömür kaynaklarını kullanma stratejisi bulunmaktadır.
Bankacılık
Pakistan’da 46 ticari banka faaliyet göstermektedir. Bunların 25’i yerli, 21’i yabancı bankadır. Sektördeki modernizasyon 1990’ların ikinci yarısında olması nedeniyle,bireysel bankacılık, EFT, ATM, elektronik bankacılık gibi uygulamalar yeni yeni gelişmektedir.
Pakistan’daki tüm özel bankalar 1974’te kamulaştırılmıştır. Finans sektörünün liberalizasyonu için gerekli reformlar ilk olarak 1990’da uygulanmaya başlanmıştır.
Kamu bankalarının özelleştirilmesi yönünde çalışmalar başlatılmış ve özel yerli bankaların kurulmasına izin verilmiştir. Kambiyo kontrolleri kaldırılmıştır.
Liberalizasyondan bu yana, 2 banka ve 3 yerli finans kurumu özelleştirilmiş, 14 yeni özel banka faaliyete geçmiştir.
Sektördeki verimsizlik ve zayıf yönler, özellikle ülkedeki mevduatların önemli bir bölümünü ellerinde tutan kamu bankalarına (United Bank, Habib Bank ve Pakistan Milli Bankası) bakıldığında belirginleşmektedir. Bu üç bankada son yıllarda yürütülen reform çalışmaları nedeni ile bu bankalar 1999 yılı itibarı ile yeniden karlı hale gelmişlerse de hala geri dönüşü şüpheli alacakların oranı oldukça yüksektir. Hükümet temmuz 2003 sonu itibarı ile United Bank’ın % 51 hissesini en yüksek teklifi veren Muslim Commercial Bank’e satışı konusundaki çalışmalarını yürütmektedir.
Finansal reformlar hükümetin finans kurumlarına olan müdahalelerini azaltmıştır.Pakistan Merkez Bankası Şubat 1994’deki düzenlemelerle bağımsız bir yapıya kavuşmuştur ve 1997’den bu yana da ülkenin para politikasını yönetmeye yetkilidir.
Otomotiv
Pakistan’ın başlıca otomotiv şirketleri Indus Motors, Pak Suzuki, Raja Motors, Dewan ve Honda Atlas’dır. Indus Motors Toyota ve Daihatsu’nun imalat, dağıtım ve pazarlamasını yapmaktadır. Şirketin 2000-01 mali yılı cirosu bir önceki yıla göre %10 artışla 150 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. En önemli rakibi Pak Suzuki ise Suzuki’nin imalat, montaj ve satışını yapmaktadır. Bin Qasim’deki tesislerinde yıllık 50,000 araç kapasitesi ile faaliyet göstermektedir. Şirketin 2000-01 mali yılı cirosu 133 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
Hükümet Ocak 2003’de Dolar ve Yen’de meydana gelen düşüş nedeni ile otomobil fiyatlarının düşürülmesini istemiştir. Bu nedenle otomobil talebinde meydana gelen artış nedeni ile üreticiler üretimi arttırma kararı almışlardır.
 
ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER
DIŞ TİCARET
PAKİSTAN’IN DIŞ TİCARETİ
Hükümet, yerli ve yabancı yatırımcıların güvenini tekrar kazanabilmek amacı ile uygulamaya çalıştığı ekonomik reform paketi çerçevesinde ekonomik aktivitenin hızlandırılması amacı ile ilk olarak 2000 yılında yaklaşık 4000 üründe gümrük oranlarında indirime gitmiş, en yüksek gümrük vergisi oranı da %35’den %30’a çekilmiştir. Gümrük vergisi oranının %25’e çekilmesi konusunda da çalışmalar son aşamasındadır.
Pakistan 1970’lerden bu yana her yıl ticaret açığı vermiştir. 1990-99 arasındaki 10 yıllık döneme bakıldığında, dolar bazında ihracat yıllık ortalama %5.7 artmıştır. 1996-99 döneminde ise, Rupi’nin hemen tüm ticaret ortaklarının para birimleri karşısında değer kaybetmesine rağmen ihracat yıllık ortalama %3.5 oranında daralmıştır.
2002 / 2003 dönemi (Temmuz – Mart) Pakistan’ın ihracatı bir önceki yıla göre % 20.2 artarak 7.9 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. 2003 yılı sonuna kadar bu rakamın Hükümet’in hedefi olan 10.3 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Buna karşılık ithalatın da ilk sekiz aylık dönemde % 22.8 artarak 9.03 milyar dolara ulaşması, petrol fiyatlarındaki artışın yanında yatırımların da arttığını göstermektedir.
Pakistan’ın üretimde olduğu gibi ihracat ürünlerindeki çeşitliliği de sınırlıdır. İhracatın birkaç ana ürüne bağımlılığı ve bunların pamuk ve pirinç gibi tarıma dayalı olması gelirlerin dış şokların etkisine fazla açık olmasını getirmektedir. Yüksek katma değerli ürünlerin ağırlığının az olması, kalitenin düşüklüğü ve zayıf pazarlama da ihracatı olumsuz etkileyen faktörlerdir.
Pamuk ipliği, hazır giyim ve çorap, pamuk kumaş, ham pamuk ve pirinç ihracat gelirlerinin %60’ını oluşturmaktadır. Diğer başlıca ihraç ürünleri, yine tekstil kategorisinde bulunan sentetik kumaşlar, halı ve kilimler, deri, pirinç, spor malzemeleri,balık ve ürünleri, ameliyat araçları, ilaç ve kimya ve ayakkabıdır.
İhraç Edilen Başlıca Mallar
1990-1999 arasındaki 10 yıllık döneme bakıldığında, ithalatın yıllık ortalama %4.7 arttığı görülmektedir. 1996-99 döneminde ise kambiyo kontrolleri, akreditif açarken getirilen yeni koşullar ve başlıca ithal ürünlerine olan iç talebin azalması gibi koşullar nedeniyle,ithalatta yıllık ortalama %7 daralma gerçekleşmiştir.
Pakistan’ın başlıca ithal ürünlerini petrol ve petrol ürünleri, kimyasallar, makineler, demir-çelik ve ürünleri gibi sermaye malları ve hammaddeler oluşturmaktadır.
İthal Edilen Başlıca Mallar
ABD Pakistan’ın başlıca ihraç pazarı olagelmiştir. İthal ürünlerin tedarikçileri olarak ise Körfez ülkeleri her zaman başta olmak üzere, onları takip eden ABD ve Japonya yer değiştirebilmektedirler.
Pakistan’ın Dış Ticaret Ortakları
YABANCI YATIRIMLAR
Pakistan cari dengedeki açığı finanse etmek için ağırlıklı olarak resmi borçlanma yolunu kullanmıştır. 1950’lerde ülkeye nakit girişlerinin %80’i hibe ya da benzer formdaki dış yardımlar iken bu oran 1990’larda %10’a düşmüştür.
 
Ambargolar yabancı sermaye girişlerini de etkilemiş, 1998 yılından sonra bir düşüş gerçekleşmiştir. ABD, İngiltere ve Japonya en çok sermaye getiren ülkeler; enerji, petrol ve doğal gaz araştırmaları yatırım yapılan başlıca alanlardır.
Ucuz işgücü ve yerel ve bölgesel pazarlara rağmen, ülkedeki karışıklıklar, yetersiz hukuki düzenlemeler ve altyapıdaki sorunlar nedeniyle yabancı yatırım çekilememektedir. Portföy yatırımcılarının bakış açısı da doğrudan yatırımcılardan çok farklı değildir.
ÇİN – PAKİSTAN İLİŞKİLERİ
Pakistan’ın Çin ile dostluğu dış politikasının temel taşlarından biri olmuştur. 2001 Kasım ve Aralık aylarında, Pakistan-Çin diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. yıldönümü nedeniyle iki ülke devlet başkanlarının gerçekleştirdiği karşılıklı ziyaretler sırasında da iki ülke arasındaki stratejik, politik ve ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesi vurgulanmıştır. Bu ziyaretler sırasında iki ülke arasında enerji, ortak araştırmalar, kalkınma fonu kurulması ve Çin’in Pakistan’da altın ve bakır yatırımları yapması konularında 7 anlaşma imzalanmıştır. Çin’in Pakistan’a 1.5 milyar dolar tutarında bir kredi ve yatırım paketi sağlaması ve en az 2 milyar Rupi ödenmiş sermaye ile bir Pakistan-Çin Ortak Holding şirketi kurulması söz konusudur. Çin ayrıca Pakistan’a tekstil endüstrisinin modernizasyonu için gerekli olan tekstil makinelerinin ithalatı için Eximbank’ı aracılığı ile 25 milyon dolar kredi açmayı taahhüt etmiştir.
Ticaret alanında işbirliğinin geliştirileceği alanlar olarak ise tekstil, deri ve balıkçılığın belirlendiği dile getirilmiştir. Çin’in Pakistan’a, işlenip Ortadoğu ve Afrika’ya ihraç edilmek üzere, ham ipek ihraç etmesi söz konusudur. Buna karşılık Pakistan sanayi bölgelerinde Çin’in ipek standları kurması için alan ayıracaktır. Çin ayrıca Pakistan’dan her yıl 100 bin ton polyester alacaktır.
Pakistan-Çin mevcut dış ticaret hacmi yıllık 1.2 milyar dolar civarındadır. Bunun %60’ını Çin’in Pakistan’a ihracatı oluşturmaktadır. Pakistan’ın Çin’e ihraç etttiği başlıca ürünler tekstil ve kimyasallardır. Çin’den ithal edilen başlıca ürünler ise makine, teçhizat, ucuz metaller ve araçlardır.
Pakistan ve Çin’in savunma alanında da yoğun işbirliği içinde olduğu bilinmektedir.
Uluslararası istihbarat teşkilatları Çin’in Pakistan’ı nükleer silahlanma konusunda da desteklediğini düşünmektedirler. Geçtiğimiz dönemde Çin’in askeri amaçla da kullanılabilecek olan Gwadar Derin Deniz Limanı yapımı için 1 milyar dolar vermeyi taahhüt etmesi, hem Pakistan’ın hem Çin’in bu liman aracılığı ile Arap Denizi’nde manevra yapmasını sağlayabilecek olması ABD’yi rahatsız etmektedir.
 
11 EYLÜL SONRASI GELİŞMELER
Pakistan’ın ABD liderliğindeki terör karşıtı koalisyona olan desteği, ambargoların kaldırılması, yeni ihraç pazarlarına erişim imkanları, borçlarının yeniden yapılandırılması ve diğer çeşitli formlardaki yardımlarla ödüllendirilmektedir. Mayıs 1998’de, Pakistan’ın nükleer denemeler yapması nedeniyle G7 ülkeleri tarafından getirilen ambargoların kaldırılması konusunda ilk adım 11 Eylül öncesinde atılmış olup, öncelikle Hindistan’da ve daha sonra Pakistan’da kaldırılması düşünülmekteydi. Ancak 11 Eylül olayı ABD’nin ilki ülkeye aynı uygulamayı yapma gerekliliğini getirmiştir ve her iki ülkeye yönelik ambargo aynı zamanda kaldırılmıştır. (Bu durumda, ABD artık çok taraflı kurumlarda Pakistan lehine oy kullanabilecek, Pakistan’a iki taraflı kredi ve yardım verebilecektir, Amerikan Exim de Pakistan’da iş yapan Amerikan şirketlerini sigortalayabilmektedir.)
Avrupa Birliği Komisyonu 2001 Aralık ayında, Pakistan’ın terörizme karşı savaş dolayısı ile yaşadığı sıkıntıları azaltmak için, Ocak 2002’den itibaren, Pakistan’dan gelen bazı ürünler için, %7 oranında olan gümrük tarifelerini sıfırlamıştır. Gümrükleri sıfırlanan başlıca ürünler canlı hayvan, balık ve kabuklu deniz hayvanları, mandıra ürünleri, doğal bal, ağaç, bitki, çiçek soğanı, kesilmiş çiçek, taze veya kuru meyve-sebze, yağ tohumu, sebze küspeleri, içecekler, alkollü içecekler, sirke, tütün ve işlenmiş tütün, çimento,mineral yakıt ve yağlar, parfümeri, sabun, kauçuk ve parçaları, ahşap, mantar, saman,kağıt ve karton ve 14 tekstil kategorisidir. Gümrüklerin kaldırıldığı ve %15 kota artırımı yapılan 14 tekstil kategorisi pamuk ipliği, pamuklu kumaşlar, sentetik kumaşlar, T-shirt, atlet, süveter-kazak, bluz, gömlek, ceket, yelek, pantolon, havlu, çarşaf ve masa örtüsüdür. Tekstil Pakistan’ın Avrupa Birliği’ne olan ihracatının %75’ini oluşturmaktadır ve 2000-2001 mali yılında 1.5 milyar dolar tutarında gerçekleşmiştir. Pakistan benzer avantajları ABD’de ve Japonya’da da sağlamak için çabalarını sürdürmektedir. ABD henüz bir kota artırımı kararı almamakla birlikte, geçmiş yıllarda kullanılmamış kotaların mevcut kotalara eklenmesi uygulamasına geçilmiştir.
Pakistan’a 11 Eylül’den bu yana verilen/taahhüt edilen başlıca mali yardımlar ve yeniden yapılandırılan borçları aşağıda sıralanmıştır:
- ABD 1 milyar dolarlık bir hibe yardım sözü vermiştir. Bunun 670 milyon doları ödenmiştir.
- Japonya Acil Ekonomik Yardım Paketi adı altında Pakistan’a 340 milyon dolarlık bir hibe transferini gerçekleştirmiştir.
- Kanada Pakistan’ın Kanada Uluslararası Kalkınma Ajansı’na olan 295 milyon dolarlık borcunun yıllık 10.5 milyon dolar olan geri ödemelerini, Kanada hükümetinin koordine edeceği sosyal programlarda harcanmak üzere, hibe edeceğini ve ekonomik yaptırımlarını gevşeteceğini açıklamıştır.
- Paris Klubü, Aralık ayı başında yapılan müzakereler sonucunda 12.5 milyar dolar tutarındaki borcu yeniden yapılandırmış, 2/3’ü geri ödemesiz dönem 15 yıl olmak üzere 38 yıl, 1/3’ü geri ödemesiz dönem 5 yıl olmak üzere 23 yıl vadelendirmiştir.
- İsveç 51 milyon dolarlık alacağını yeni vadelere bağlamıştır.
- İngiltere 100 milyon dolarlık bir hibe vaad etmiştir.
- BAE 50 milyon dolarlık bir hibe vaad etmiştir.
- IMF yönetimin yeniden yapılanma çabalarını desteklemek ve Afgan savaşının zararlarını karşılamak üzere 3 yıllık yeni bir stand-by çerçevesinde 1.3 milyar dolarlık kredi taahhüdünde bulunmuştur.
- Pakistan’a 1968’den bugüne kadar 11.5 milyar dolar kredi sağlamış olan Asya Kalkınma Bankası, 2004 – 2006 döneminde yaklaşık 2.6 milyar dolar kredi ile pekçok yeni projeyi finanse edeceğini açıklamıştır.
- Abu Dhabi Fonu 4 hidroelektrik santrali ve iki içme suyu projesi için 265 milyon dolarlık uygun bir kredi imkanı sağlamıştır.
- ABD’li firmaların ülkeye yatırım yapmalarını teşvik etmek ve mevcut yatırımları sigortalamak amacıyla OPIC 300 milyon dolarlık bir kredi hattı açmıştır.
- Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu (UNDP) sosyal projelerde kullanılmak üzere sağlayacağı 63 milyon dolarlık finansman paketini 168 milyon dolara
yükseltmiştir.
 
TÜRKİYE-PAKİSTAN TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİ
DIŞ TİCARET
İki ülke arasındaki dost ilişkilere rağmen, ticaret hacmi potansiyeli yansıtmayacak ölçüde küçüktür ve yıllara göre değişkenlik gösteren bir tablo arz etmektedir.
2003 Ocak – Mart dönemi sonuçlarına göre ise dış ticaret hacmi bir önceki yıla göre önemli oranda artmış, Türkiye Pakistan’a 22.0 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirirken, bu ülkeden 36 milyon dolarlık ithalat yapmıştır. Türkiye’nin Pakistan’dan yaptığı ithalat neredeyse tek kaleme bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bu da 2002 yılında ithalatın %70’ini oluşturan pamuktur.Türkiye Pakistan menşeli 15 adet mal kategorisindeki tekstil ürününe kota uygulamaktadır. Bunun dışında açılan bazı anti-damping soruşturmaları herhangi bir yaptırıma gerek görülmeden kapatılmıştır.
 
YATIRIM İLİŞKİLERİ
Türkiye’deki Pakistan Yatırımları
2002 itibarı ile Türkiye’de, sermaye miktarı 3 trilyon TL olan 23 adet Pakistan menşeli firma bulunmaktadır. Bu firmalar ticaret, bankacılık ve diğer hizmet sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Habib Bank ülkemizde faaliyet gösteren Pakistanlı bir bankadır. Pakistan sermayesinin Türkiye’deki toplam yabancı sermaye içerisindeki payı yaklaşık binde 5’dir.
Pakistan’daki Türk Girişimleri
􀂃 Ocak 2002’de Barmek İnşaat, Alstom, Siemens, ABB, Vatech gibi Avrupalı büyük enerji firmalarının da katıldığı Pakistan Enerji Bakanlığı’nın Ghaziii-Baratha Hidroelektrik santralinin revizyonu projesi kapsamında açtığı 500 kilovoltluk Rewat trafo merkezi inşaatı ihalesini kazanmıştır. İslamabad kentinde yapılacak projenin değeri 8.5 milyon dolardır. Finansmanı İslam Kalkınma Bankası tarafından sağlanacak olan projenin 18 ayda tamamlanması beklenmektedir.
􀂃 Seka Genel Müdürlüğü Karaçi’de bulunan banknot kağıdı üreticisi Security Paper Ltd.’ye %10 hissesini 3.85 milyon dolara alarak ortak olmuştur.
􀂃 Tümaş ve Tüstaş firmaları Türk-Pak International’a %50’lik payla hissedardır.
 
SORUNLAR
Taşımacılık
Pakistan ile iş ilişkilerinin gelişmesinin önündeki en önemli engel taşımacılıkta yeterli imkan olmamasıdır.
Deniz taşımacılığı doğrudan seferler olmadığından pahalı ve uzun sürelidir. Bazı iş kontratlarında Pakistan Denizyolları ile taşıma şartı getirilmekte, bu ise durumu daha da zorlaştırmaktadır.
Karayolu taşımacılığı en olası yoldur. Ancak Türkiye ile Pakistan arasında bir karayolu taşımacılık anlaşması bulunmamakta olup, Türk tırları Pakistan’a girememektedir. Bu da Türk Müteahhitlerinin ve Türk ticaret adamlarının bu ülkedeki faaliyetlerini kısıtlamaktadır.
Türk Müteahhitlik firmaları Türkiye ile Pakistan arasında taşımacılık konusunda özel teminat mekanizmalarının geliştirilmesi (Bulgaristan ile olduğu gibi) ve/veya ikili anlaşmalar sağlanmasının müteahhitlik hizmetleri beraberinde ihracat olasılıklarının da değerlendirilmesi için çok yararlı olacağını belirtmektedirler. Konunun mevcut koşular dahilinde etraflıca ele alınması, Pakistan ile gerekli anlaşma zemininin sağlanması ve Pakistan’ın biran önce uluslararası anlaşmalara taraf olması konusunda desteklenmesi gerekmektedir.
Hava taşımacılığı, THY’nin kargo taşımacılığında etkin olamaması nedeniyle bu yol çok fazla kullanılamamaktadır.
 
ANLAŞMALAR
 
KAYNAKLAR:
The Economist Intelligence Unit
DEIK (Haziran 2003 raporu)
 
Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı Pakistan Büyükelçiliği tarafından hazırlanan raporu PDF formatında indirmek için tıklayın.
(Dosya .RAR uzantılı olarak sıkıştırılmıştır - 116Kb)
 
DEİK tarafından Haziran 2003'te hazırlanan Pakistan ülke raporunu PDF formatında indirmek için tıklayın.
(Dosya .RAR uzantılı olarak sıkıştırılmıştır - 324Kb)
 
DTM, Anlaşmalar Müdürlüğü tarafından hazırlanan Pakistan ülke raporunu PDF formatında indirmek için tıklayın.
(Dosya .RAR uzantılı olarak sıkıştırılmıştır - 277Kb)
 
PRO-TRAN tarafından hazırlanan Pakistan ülke verilerini PDF formatında indirmek için tıklayın.
(Dosya .RAR uzantılı olarak sıkıştırılmıştır - 60Kb)
 
İlgili site içi bağlantılar:
Muhammed Ali Cinnah (Kaydi Azam – Büyük Önder)
Cumhurbaşkanı Orgeneral Pervez Müşerref
Pakistan'da Yatırım
Pakistan'da Bulunan Ticari Gelişim İçin Mülkler
Pakistan İhracat Değerleri
Pakistan Fuarlar Listesi - 2006
Pakistan İle İlgili Bağlantılar

Sitede yayınlanmış olan tüm içerik ZEKİ YÜKSEKBİLGİLİ'ye aittir. Bu içeriğin tamamı ve bir kısmı kopyalanabilir ve/veya kullanılabilir. Böyle bir durumda lütfen webmaster@yuksekbilgili.com adresine bir mesaj atın ve hangi kısımları kullandığınızı bildirin. Şimdiden teşekkürler.

(C) 2005, Zeki Yüksekbilgili

Eğer, sol tarafta, ayrı bir çerçeve içerisinde, gezinim tuşlarını göremiyorsanız, lütfen aşağıdaki EV resmine tıklayın.